Ailemin beni anlamasını seviyorum. Ben anlatırken yüzüme bakmasını, o sırada annemin yemeği, babamınsa bana bi şeyler yedirmeyi düşünmesini seviyorum. Söylediklerimi bitirince, ikna olmalarını, saygı duymalarını, gururla yüzüme bakmalarını seviyorum. Abiler, sevdiklerini hiç belli etmezler. Abimin ifade etmese bile beni sevmesini seviyorum. Hepsi anlıyor beni. Hepsi onaylıyor. Sonra kendi cümleleriyle etraflarına anlatıyor. Demin hep beraber aynı konuda konuşuyorduk halbuki. Şimdi hepsi ayrı şeyden bahsediyor. Emin bi şekilde, gururla, savunarak. Farkındayım kızmıyorlar bana, gönlümü hoş tutmak için yapıyorlar her şeyi. Suçlu hissettirmiyorlar, laf sokmuyorlar, bi şey beklemiyorlar, benden zeki olduklarını kanıtlamaya çalışmıyorlar, yargılamıyorlar, özgür bırakıyorlar, ben ne kadar anlatsam, hatırladıkları gibi davranıyorlar, anladıkları kadar hatırlıyorlar. Takdir ediyorlar önemlisi. annemin tek istediği renkli ve dar şeyler giymem, ve yemeklerini sorunsuzca yemem, sonra gezmeceler, tozmacalar.. babamınsa, ona bi şey söylemem ve onu hemen yerine getirmesi, sonra bunu saatlerce, günlerce beraberce anmamız, tekrarlamamız, takdir etmemiz, ve onun bu deneyiminden ders almamız. Abimin benden ne istediğini gerçekten bilmiyorum. O çok belli ediyor galiba anlamadığını, onun için konuyu kapatıyor, susuyor, sonra bi şeye ihtiyacın var mı diye soruyor. Yaşadığım şehir de aynı ailem gibi. Ben gelmeden henüz önce yeni yağmur yağmıştı, serper sadece buralara, toprağı kokutur, sonra geçer. gülümsetiyor beni varolan gelişmeler, modern dünyaya ayak uydurma çabası, başarılı bir şekilde altından kalkması, bu nimetlere ulaşmak için sorun çıkarmaması.. her şey yürüme mesafesinde mesela burda. şehir bizim evin etrafında kurulmuş sanki. Müzede aynı uzaklıkta, terzi de, hastane de bizim sokak da kütüphane de. Sinsice testler yapıyorum üzerlerinde, utanarak. Bana yetip yetmediklerine dair sorular soruyorum çaktırmayarak. Mesafeleri ölçüyorum, yemekleri test ediyorum, esnafla sohbet ediyorum, tiyatroya gidiyorum, hem de hiç gitmediğim kadar tiyatroya gidiyorum. Bütün sorulara doğru cevap veriyor, sadece şıkkı da söylemiyor, alternatif sunuyor, beni mahçup ediyor. Tanıdım seni diyor, sen bu şehirde doğmuş, bu şehirde büyümüş, şimdi kafanın karışıklığını şehre yüklemeye çalışan toy ergen, yanlış sulardasın. yanlış anladın aslında amacım.. diyorum, dinlemiyor, söylemek istediği kadar söylüyor. Üzülüyorum, şehir de yardımcı olmuyor, ailem kadar dinliyor, ailem kadar karışıyor, arka caddeye yeni konan trafik lambasında "yaya için yeşil ışık" yanıyor, eskiden hiç yoktu, gülümsüyorum, karşıya geçiyorum. artık neredeyse her caddesinde trafik lambası var şehrin, o lambayı yakıyor, geçip geçmemek sana kalıyor.
bu yazıların sadece kısıtlı bir insan grubuna ulaşıyor ya, inan çok üzülüyorum.
YanıtlaSilve ben bundan sonrakileri deli gibi merak ediyorum.
YanıtlaSilne zaman çıkacak
yıllar sonra varislerin mi bulacak satırlarını sanal dünyanın içinde
peki ya o anı yaşayanlar?