27 Ocak 2012 Cuma

yankı

"işte böyle sevdiğim, bazen de gerçeklik buhranlarına kapılıyorum", diye bitirdi mektubunu. Zarfa koydu. Şehir birkaç gündür yağmurluydu, yine de mektubu şimdi vermek istedi. Pencereden bakarken dışarıda bir adam gördü. Kalınca siyah bir palto vardı üzerinde. Elinde sigarası olsa Albert Camus olduğuna yemin bile edebilirdi belki de. Yazarın mevsimi olur muydu, şehrin, karakterin, ama bir kokusu vardı kesin, hem de her şeyin, herkesin, hep kokular yüzünden dedi, belki de başıma ne geldiyse, neyi, kimi sevdimse.. hızlı adımlarla sokağa attı kendini. kokuyu alınca bir kere, kokusunu duyunca… hep kokusu yüzündendi. adını bağırdı üç kere, en yüksek sesiyle, cadde üstündeki bir apartmanın girişinde, gece. O apartmanda otursaydı mektubu verecekti, adını bağırdı üç kere apartmanın içinde, kimse seslenmedi, cevap vermedi.
mektupta yazdıklarını onun bilip bilmemesi..
"ikisi de birdi".

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder